|
NA'T
Çeşm-i pürhûnundan akan yaşa cânımdır
fedâ
Dürr-i sadeften gelen gevhere kanımdır
bahâ
Tîr-i
müjgânın gönül bâğını eyler târumâr
Ne
acebdir kurulur yine bir işret pür-safâ
Murg-ı
dil içün sa’âdet dâm-ı zülfün içredür
Bî-vücûd olan kişiye yeter bu lutf u atâ
Bir
zamân lebin saçar şîr bir zamân şekker
eyâ
Kamusu anların uşşâkına geçer hoş belâ
Bûy-ı
ruhun hevesiyle başa gelen az mıdır
Ömr-i
fakîr bin şükür ki râh-ı aşkında hebâ
GAZEL
Dost elinden hastaya bir katre dermân
gerek
Açıp hakîkat bâbın girmeye iz’ân gerek
Cihândan geçip ermek içün aşk ahvâline
Ellerinden tutacak bir ulu sultân gerek
Aşk bir sırdır ma’nâsı kenzen lafzında
gizli
Yoldaş bilip levlâki girmeye ummân gerek
Aşktan şikayet olmaz bilen kutlu kişidir
Ma’şûğa cân vermeye bir kutlu fermân
gerek
Bir kuru lâf ile aşk da'vâsı beyhûdedir
Gerçek âşık odur ki cânâna kurbân gerek
NA'T
Bâd-ı sabâ kim giderse
yâre selâm eylesin
Bâğ-ı çemende gül-i
ra’nâya du’âm eylesin
Mühr-i yâkûtun kilîdin
saklamasın bendeden
Âr değil beklemesin üç
beş kelâm eylesin
Uzanır Sidreye dek Tûbâ
boyu ol dilberin
Çoştu deryâ-yı dilim
dolaşsın endâm eylesin
Şem’-i nûru kıldı perîşân
beni pervâne-veş
Nâr-ı aşk içinde yanan
kula merâm eylesin
Her ne zamân anmayıp da
unutursam nâmını
Ol Hudâ ki başka yâri
bana harâm eylesin
|
NA'T
Kûyına varmak ne hoş söyler cânân u
yârân
Dört
taraf gül kokusu bülbüllerin hep nâlân
Eşiğin öpmek içün meydân-ı aşk içinde
Her
birin geçmek gerek hem pehlevân hem
merdân
Hasta
gönlüm seni anar gece gündüz iç çeker
Başka
yerde aramam derdime sensin dermân
Leblerinden duymadan bir yahşı latîf
sözünü
Bağrıma âteş düşer çeşmim olur mu handân
Gel
de gelsin bu kuluna öl de ölsün yoluna
Senden özge var mıdır sevilecek bir
cânân
GAZEL
Bu cihân ma’nâsın anla
nazar et ne hâl olur
Gözünü aç kalbinin
gayrısı kîl ü kâl olur
Kıvrılırken gecenin
sessizliği gökyüzünde
Bir hakikat görünür dile
âlem hayâl olur
Açılır
perdeleri zulmün ma’nâ ikliminde
İhtiyar kalmaz o dem
akılda lisân lâl olur
Aşk meyi ile bakışın mest
iden âşıklara
Var sanılan kevn ü mekân
çekilir zevâl olur
Bulmak ister ise bir kişi
hakîkât bâbını
Dâmına nefsi dolanır ol
hîle vü âl olur
NA'T
Gün
gidince yanar aşk çerâğı dilde âh u zâr
Tutulur dili semânın olur âşık bî-karâr
Elde
kalem gözde yaş sessizce bir çığlık
kopar
Duyulur hicrânı kalbin gülsüz olur mu ki
hâr
Sanma
tahammül kolaydır âşığa sor nicedir
Ne
bilir rakîb çileyi aşka mı düşmüş o hâr
Gözünü garîp ayırmaz kûy-ı yârden
çâresiz
Ayrı
geçen her zamân âşığa yazılır zarâr
Beklemek hoştur yolunu bî-ümîd yaşanmaz
Gün
gelir teşrîf eder hânesine o dîldâr
|