Klâsİk Türk EdebİyatInda KadIna BakIşIn FarklI Bİr Örneğİ: KIssa-İ Erve

    Klâsik Türk edebiyatında kadın kavramı ile ilgili tespitleri iki şekilde sınıflandırmak mümkündür. Bunların ilki, kadınlara yönelik olumsuz ifadelerin kullanıldığı metinler; ikincisi bazı efsanevî, tarihî veya dinî kadın tiplerinin hikâyelerinden yola çıkılarak kadını yücelten metinlerdir. Çalışmamızın temelini teşkil eden Kıssa-i Erve de İsrailoğulları zamanında yaşamış ve dinî kişiliği ön planda olan Erve adındaki bir kadının hayatını anlatmaktadır. Oflu Bilâl Efendi tarafından 18. yüzyılda yazılan Kıssa-i Erve adlı eser, Erve’nin şahsında, bir kadının düşebileceği sıkıntıların sebebinin erkekler olarak gösterilmesi açısından önemlidir. Bu çalışmada da, edebiyatımızda pek bilinmeyen Kıssa-i Erve adlı eser üzerinde durulacak; hikâyenin kahramanı Erve’nin macerası anlatılacaktır.

Yazının Devamı...

 
 

  Usûlî'nin Rûzgâr Kasidesi  

        Klâsik Türk edebiyatında “rûzgâr”; zaman, devir, dünya, felek, kader, baht, yel (bâd) gibi çeşitli anlamlarla kullanılmaktadır. Kelimenin, bu ve benzeri anlamlarla bazen şiir içinde yer aldığını, bazen de kaside ve gazellerin rediflerinde bulunduğunu görüyoruz. Rûzgâr kavramı, şairlerin zamandan, yaşadıkları devrin ahvâlinden, bahtlarından,felekten şikayet etmeleri için bir araç konumundadır:

                           Ârif ol gam çekme Nef’î böyle kalmaz rûzgâr

                           Lutf eder bir gün Hudâ elbette feth-i bâb olur

 Yazının devamı...

 
 

      Muhibbî Divanı'nda Aşk Üzerine Teşbihler  

      Aşk, ilk insandan bugüne üzerinde en çok söz söylenen duygudur. Herkesin kendine göre bir aşk tarifi vardır. Ancak hiçbir tarif aşkı tam olarak anlatamaz. Şiir, aşkı anlatmak için en güzel yöntemlerdendir. Bu sebeple aşk, klâsik Türk şiirinin en önemli konularından birisidir. Bu çalışmada; klâsik Türk şiirinin önemli temsilcilerinden olan Muhibbî’nin Divanı’nda yer alan aşkla ilgili teşbihler ele alınacaktır.

         Yazının devamı...